GÖZ KÜRESİ:
Göz küresinin, ön kısmını saydam ve
avasküler olan kornea oluşturur. Kornea limbus denilen bölgede
biter ve gözün beyaz kısmını oluşturan
sklera olarak devam eder. Kornea göz küresinin 1/6'sını
oluşturur. Korneanın yarıçapı 8 mm, skleranın
oluşturduğu kürenin yarıçapı ise 12 mm'dir.
Göz küresinin önden arkaya çapı ortalama 24 mm'dir,
göz küresi dikey eksende hafif basık olduğu için
dikey eksen 23 mm, yatay eksen ise 23.5 mm boyutlarındadır. Anatomik
eksen ön ve arka kutupları birleştiren bir çizgidir,
görsel eksen ise fovea santralis ile bakılan objeyi birleştiren
bir çizgidir. Fovea normalde anatomik eksene göre hafif temporalde
ve aşağıda olduğu için optik eksen anatomik eksen
birbirleri ile çakışmaz.
Gözün tabakaları:
a-Fibröz tabaka
b-Vasküler tabaka
c-Nöral tabaka
FİBRÖZ TABAKA:
i-Sklera:
Sklera erişkinlerde beyaz, çocuklarda hafif saydam olduğu için
alttaki koroide bağlı olarak hafif mavi, yaşlılarda
ise lipid birikimine bağlı olarak sarımsı beyaz bir
renktedir.
Arka kutupta 1 mm kalınlığındadır, ekstraoküler
kasların yapışma yerlerinde en incedir ve burada yaklaşık
0.3 mm.
Arka kutuptan yaklaşık 3 mm medial ve 1 mm superiorda optik sinir
giriş açıklığı (lamina kribrosa) vardır.
Burada sklera optik sinirin dural ve araknoid kılıfları
ile kaynaşır. Optik sinir lifleri, buradan lamina kribrosa denilen
elek gibi delikli bir yapıdan gözün içine girerler.
Burada sklera optik sinirin dural ve araknoid kılıfları
ile kaynaşır.
Sklerada optik sinir apertürü dışında, önde
ortada ve arkada da apertürler vardır. ön kısımda
ekstraoküler kaslar tarafından taşınan anterior silier
arterler, orta kısımda ise 4 adet vorteks veni, arka kısımda
ise optik sinir çevresinde yer alan kısa ve uzun silier sinir
ve damarlar sklerayı delerek gözün içerisine girerler.
Sklera ön kısımda kornea olarak devam eder. Burada sklera
ve kornea birleşim yerindeki korneoskleral kavşağa limbus denilir.
i-Sklera yapısı:
1. Episklera:
En dıştaki katmandır, gevşek bağ dokusundan oluşur,
gözün ve ekstraoküler kasları çevresini saran bağ
dokusu kılıf olan tenon kapsülü ile birleşir posteriora
doğru gittikçe incelir.
2. Skleral Stroma:
Kollajen ve ince elastik fibriller içeren yoğun fibröz bir tabakadır,
gözün şeklini ve yapısal desteğini, göz içi
basıncı ile birlikte sağlar. ıçerisinde tek
tük melanositler ve fibroblastlar vardır. Yapısındaki
kollajen lifleri dağılımı düzenli olmadığı
için saydam değildir.
3. Lamina Fusca:
Skleranın en iç tabakasıdır, içerdiği
melanositler nedeni ile hafif kahverengimsidir. Koroid ile aradaki boşluğa,
perikoroidal ya da subkoroidal boşluk denir. Koroid ile arasında
ince kollajen lifler vardır bu sayede koroid ve sklera arasında
bir çok güçlü olmayan bir yapışıklık
meydana gelir.
ii-Kornea
Korneanın eğimi skleradan daha fazla olduğu için sklera
ile arasında bir hafif bir eşik vardır, buna sulcus
sclerae denir. Kişiden kişiye şekil değişiklikleri
göstermekle birlikte genel olarak, korneanın yatay çapı,
11.7 mm, dikey çapı ise 10.6 mm'dir, yani kornea uzun ekseni yatay
düzlemde olan hafif bir ovalliğe sahiptir. Kalınlığı
merkezde 0.5-0.6 mm, periferde ise yaklaşık 1.2 mm'dir.
Kornea katları:
1.Epitel
2.Bowman membranı
3.Substansia propria
4.Descemet (Desme) membranı
1. Epitel:
çok katlıdır, 5 kat hücreden oluşur. En
yüzeydeki hücreler yassı nonkeratinize skuamöz hücrelerdir.
En derindeki bazal hücreler ise kolumnardır. Korneaskleral kavşakta
(limbus) epitel yaklaşık 10 hücre kalınlığındadır.
En üstteki katman 2-3 hücre kalınlığındadır.
Bu hücreler, dezmozomlar ile birbirleri ile bağlantılıdırlar.
En üstteki tabakanın hücre çekirdekleri yoktur, bu hücreler
microvilli, microplicae içerir. Bu mikrovilliler sayesinde
göz yaşı kornea üzerinde daha kolay tutunur.
Orta katmanda hücreler polihedraldir, ön yüzleri konveks arka
yüzleri ise konkavdır ve bu şekilleri nedeni ile kanat hücreleri
olarak da adlandırılırlar. Bu hücreler da birbirlerine
dezmozomlar aracılığı ile yapışırlar.
En dipteki hücreler, kolumnar bazal hücrelerdir. Bunlar bazal membran
üzerinde hemidezmozomlarla alttaki bazal membrana sıkıca
yapışmış bir şekildedirler. Bazal membran ile
de alttaki Bowman tabakası arasında sıkı yapışıklık
vardır.
2.Bowman tabakası
8-10 µ kalınlığında ve intersellüler
matriks içerisine örülmüş kollajen liflerden oluşan
asellüler bir yapıdır. Limbusta sonlanır, derin kısmı
ise alttaki stroma ile kaynaşır.
3.Stroma
Kornea kalınlığının %90'ını
oluşturur. Saydam, fibröz ve sıkı bir yapıdır.
Yüzeye paralel kollajen lamellalardan oluşur. Yaklaşık
Her biri yaklaşık 2 µm kalınlığında
olan 200-250 lamella vardır, bunlar birbirlerine lifler aracılığı
ile tutunmuştur.
ıçerisinde ince uzantıları olan fibroblastlar, tek
tük makrofaj lenfositler ve granulositer hücreler izlenir.
4.Descemet (Desme) membranı
Endotelin bazal membranıdır, güçlü ve 10
µ kalınlığındadır. Stromadan kolaylıkla
ayrılır ve insize edildiğinde kendi üzerine kıvrılır.
Hekzagonal olarak dizili, ekstrasellüler matriks içerisine gömülmüş
kollajen liflerinden oluşur. Korneoskleral açıda aniden
sonlanır ve trabeküler doku ile kaynaşır, buradaki
sonlanma çizgisine Schwalbe hattı denir.
5.Endotel
Tek kat yassı, altıgen şekilli hücrelerden oluşur.
Birbirlerine sıkı bağlantılar ile tutunmuşlardır,
yüzeylerinde tek tük microvilli bulunur. Korneanın hidrasyonun
korunmasından sorumludur.
Kornea Fonksiyonu:
Kornea avasküler bir yapıdır, beslenmesini periferdeki
damarlar ve aköz hümör sağlar. Santral kornea epiteli O
2
indirek olarak göz yaşı sıvısı içerisinden
alır perifer kısmı ise damarlarda diffüzyon yolu ile
alır. Bu nedenle uzun süreli O
2
geçirgenliği düşük
kontak lens takılması sonucu kornea ödemi gelişir.
Kornea, trigeminal sinir, oftalmik sinir ve uzun silier sinirler ile innerve
olur. Bu sinirler, perikoroidal boşluktan limbusa yakın bir yerde
skleraya girerler ve burada halka şeklinde bir pleksus oluştururlar.
Daha sonra bu pleksustan radial tarzda uzanan sinir lifleri kornea stromasına
girerler, burada myelin kılıflarını kaybederek,
subepitelyal ve intraepitelyal iki adet pleksus oluştururlar.
Kornea endotelinin fonksiyonları, aköz hümör için
etkin bir bariyer olmak; metabolik pompa fonksiyonu görmek ve korneanın
saydamlığını korumak olarak özetlenebilir. Endotel
hücre yapısı ve sayısı yaş ve travma
ile değişiklik gösterir. Korneaya normalde aköz hümördan
bir miktar sıvı geçişi mevcuttur, endotel bu geçişi
dengelediği sürece kornea normal kalınlık ve saydamlığını
%78 su oranı ile korur.
Endotel hücreleri arasında sıkı bağlantılar
ve gap bağlantıları bulunur. Bu sayede aköz
hümördan sıvı ve moleküllerin geçişi
kısıtlanmış olur. Kornea endoteli bu nedenle sızıntı
gösteren bir bariyer olarak düşünülmelidir, ancak
bu sayede kornea stroması ve aköz hümör arasında
metabolik bir geçişim söz konusu olabilmektedir. ıntraoküler
cerrahi sonrası endotel hücreleri arasındaki bağlantılar
açılmakta ve bu nedenle cerrahi sonrasında korneal ödem
görülebilmektedir. Kalsiyum içermeyen bu bağlantıları
açar bu nedenle intraoküler cerrahi sırasında dengeli
tuz solüsyonları kullanılmalıdır.
Korneanın metabolik pompa fonksiyonu endotel hücreleri membranlarının
yan kenarlarında bulunan Na,K-ATPaz enzimi tarafından regüle
edilmektedir. Her bir endotel hücresi yaklaşık olarak 3 milyon
adet enzim içerebilmektedir. Bu enzim aköz hümör'e Na
pompalayarak aköz hümör'de Na
+
aktivitesini artırır.
Kornea stroması 134.4 mEq/L oranında, aköz hümör
ise 142.9 mEq/L Na
+
içermektedir. Bu sayede aköz hümör
endotelden su çeker.
Limbus:
Korneaskleral açıda;
Scwhalbe hattı, trabeküler
ağ, skleral mahmuz, ve silier cisim yer alır.
Trabeküler ağ;
dallanan ve fenestrasyon gösteren bağdokusu
lamellerinin bir araya gelmesi ile oluşmuş süngerimsi bir yapıdır.
Arka kısmında Schlemm kanalı yer alır. Schlemm kanalı
endotel ile kaplıdır ve limbusu çepeçevre sarar.
ıç duvarı trabeküler ağ ile komşudur. Göz
içi sıvısı aköz hümör-, bu
kanaldan köken alan 25-30 kollektör kanal ile derin skleral venöz
pleksusa drene olur ve sistemik dolaşıma katılır.
Derin skleral pleksus, intraskeral pleksus, episkleral pleksus ve anterior
silier
venler. Birkaç kolektör kanal bu sistemi atlayarak doğrudan
konjonktival venlere drene olur, bunlara aköz venler denir.
Aköz hümörün %90'ı trabeküler ağ, Schlemm
kanalı, kolektör kanallar ile drene edilir.
Aköz hümör, trabeküler ağdan Schlemm kanalına,
a. Dev sitoplazmik vakuoller, b. Az miktarda endotelyel hücreler arasından
sızarak, c. Endotelyal hücreler aracılığı
ile küçük pinositik veziküllerle aktif transport ile drene
olur.
Lens:
Lens Pupil ve irisin arkasında vitreusun önünde yer alan
bikonveks saydam bir yapıdır.
Arka yüzünün konveksitesi ön yüzden daha fazladır.
ön ve arka uç noktaları kutuplar, periferi ise ekvator olarak
adlandırılır.
Erişkin bir insanda lens yaklaşık 10 mm çapında
ve 4 mm kalınlığındadır.
Ekvatoru çevreleyen silier proseslerin pigment epitelinden uzanan 140
adet lif ile gözün içerisindeki konumunu korur. Bu zonüllerin
lensin ekvator bölgesine önde ve arkada olmak üzere iki ayrı
zonda yapışırlar.
Lensin dioptrik gücü yaklaşık 15 dpt'dir.
Lens yaşam boyunca büyüyen bir organdır, yenidoğanda
6.5 mm çapındadır.
Lensin Yapısı:
Lens üç kısımdan yapılmıştır.
1.Elastik bir kapsül
2.Lens epiteli
3.Lens lifleri
Lens kapsülü, tüm lensi çevreleyen elastik bir zardır.
Arka ve ön yüzde ekvator yakınlarında kalındır
ve yaklaşık 20 µm kalınlığındadır,
arka kutupta ise en incedir ve 3 µm kalınlığındadır.
Lens epiteli, kuboidaldir ve kapsülün altında yer alır,
yalnızca ön yüzde vardır, posteriorda lens epitel hücreleri
bulunmaz. Yassı olan hücreler ekvatorda uzayarak lens liflerine
dönüşürler. Ekvatorda mitotik aktivite en fazladır.
Lens lifleri, lensin ana kütlesini oluştururlar. Lens epitel hücrelerinin
çoğalması ile oluşmuşlardır. Lens epitel
hücreleri, lens liflerine dönüşürken hücrelerini
kaybederler. Bu işlem bütün yaşam boyunca sürer bu
nedenle lensin tam ortasında embriyonik nukleusta lensimiz ilk oluşurkenki
lens liflerimiz vardır.
Her bir lens lifi altıgen şeklindedir ve birbirlerine parmaksı
küçük girinti ve çıkıntılarla tutunmuştur.
Lens lifleri çok uzundur 1 cm kadar, bu lifler ön kısımda
dik bir Y arka kısımda ise ters bir Y yapacak şekildeki
bir hatta birleşirler. Artan yaşla birlikte bu Y patterni bozulur
ve daha kompleks bir hal alır. Yetişkin nukleusun etrafında
en genç lifler yani korteks vardır.