SİNİR TABAKASI:
Retina:
Göz küresinin en iç katmanıdır, ince şeffaf bir membrandır. Optik disk yakınlarında 0.5 mm periferde ise 0.1 mm kalınlığındadır.
Dış yüzeyi Bruch membranı iç yüzeyi ise vitreus ile temas halindedir. Retina dış pigmente kısım ve iç nöral kısımdan oluşur.
Retina Pigment Epiteli (RPE):
Tek sıra altıgen hücrelerden oluşur. Optik diskten ora serrataya kadar aynı karakterde uzanır, daha sonra silier cisim üzerinde ve irisin arka yüzeyinde pigmente epitel olarak devam eder.
Arka kutupta hücreler uzun ve incedir, perifere doğru gittikçe hücreler yassılaşır. RPE Bruch membranı üzerinde yer alır. Bruch membranı, RPE hücrelerinin bazal membranı, dış kollajen lifler, elastik lifler, iç kollajen lifler ve koriokapiller damarların bazal membranlarından oluşur.
RPE hücrelerinin apikal yüzeylerinde mikrovilliler vardır, bu hücreler rod ve koni hücrelerinin dış segmentleri ile yakın temas halindedir.
Bu hücrelerin bazal kısımlarında zonula adherens, apikal kısımlarında ise zonula occludens vardır. Bu sayede kan retina bariyerine katkıda bulunur, ve retinaya toksik maddelerin ulaşmasını kısıtlar.
RPE hücreleri rod hücrelerinin dış segmentleri yenilenirken eski kısımların fagositozunda görev alırlar.
Fonksiyonları:
Işığın absorpsiyonu, rod hücrelerinin dış segmentlerinin yenilenmesi, Vitamin A üzerinden rodopsin ve iodopsin üretimi.
Nöral retina ile arasında potansiyel bir boşluk vardır, buradan bir ayrılma olursa retina dekolmanı gelişir.
Nöral Retina:
Dört ana grup hücreden oluşur. 1. Fotoreseptörler, 2. Bipolar hücreler, 3.Ganglion hücreleri, 4.Destek hücreleri

Fotoreseptörler:
Rod ve koni olmak üzere iki tip fotoreseptör vardır.
Rodlar karanlıkta görmemizi sağlarlar, grinin tonlarında algılamamızı sağlarlar. Rodların sayısı yaklaşık 110-125 milyon, konilerin sayısı ise 6.3-6.6 milyon arasındadır.
Foveada (sarı noktada) rodlar yoktur, perifere doğru gidildikçe sayıları artar ve uç periferde gene sayıları azalır.
Koniler ise foveada yoğundur, sayıları perifere doğru azalır.

Rod Hücreleri:
ınce uzun hücrelerdir, boyları yaklaşık 100-120 ìm'dir. Dış kısım ışık uyarımının alındığı bölgedir, burada fotosensitif bir pigment olan rodopsin bulunur.
Bir rod hücresinin dış kısmında yaklaşık 600-1000 adet transvers yerleşimli disk vardır. Rodopsin bu disklerin membranları üzerinde yer alır.
Birleştirici bir sap ile hücrenin iç kısmı ile iletişim sağlanır. ıç kısım myoid ve elipsoid denilen kısımlardan oluşmuştur.

Koni Hücreleri:
Bunlar da uzun ince hücrelerdir, 65-75 > ìm boyunda. Yapıları hemen hemen rod hücrelerine benzer, yalnız dış kısımları koni şeklindedir.
Rodlardan farklı olarak bu hücrelerin dış segmentleri RPE tarafından fagosite edilmez.
Rodopsine benzer iodopsin grubu fotosensitif moleküller içerirler.

Bipolar Hücreler:
Bu hücreler, fotoreseptör terminali ile sinaps yaptıktan sonra tek bir aksonu ile ganglion veya amakrin hücrelerle sinaps yaparak, sinyal iletiminde rol oynarlar.

Ganglion Hücreleri:
Ganglion hücreleri, retinanı iç kısmında yer alırlar. Retinanın büyük bir kısmında tek bir katman oluştururlar ancak optik sinire yaklaşıldığında bu katmanların sayısı artar.
Ganglion hücreleri multipolardır, dendritleri bipolar ve amakrin hücrelerin aksonları ile sinaps yapar.
Ganglion hücrelerinin nonmyelinize aksonları vardır, bu aksonlar retina yüzeyine ulaşınca 90 derece açı yaparak optik sinirde toplanır ve gözün içini terk ederler. Lamina kribrozadan geçtikten sonra oligodendrisit hücreler tarafından myelin kılıfları oluşturulur, bu aksonlar lateral genikulat cisimde sonlanırlar.
Horizontal hücreler:
Rod ve koni hücrelerinin terminal şişkinliklerine yakın yerleşimlidirler. Multipolar hücrelerdir ve görsel uyarımın integrasyonunda görev alırlar.
Destek Hücreleri:
Müller hücresi, neredeyse tüm retinal kalınlığı kat eden uzantıları olan soluk boyanan ince uzun hücrelerdir.
Müler hücreleri, retinada nöral hücreler tarafından doldurulmayan boşlukları doldurur.
ıç ve dış sınırlayıcı membranı oluştururlar.
Retinada destek hücreleri olarak astrositler, perivasküler glial hücreler ve mikroglial hücreler de tariflenmiştir.

Işığı nasıl algılarız:
Retinamızda rodopsin denilen ve ışığa duyarlı fotopigment proteinler vardır. Bu fotopigmentler, rod hücreleri üzerindeki membranöz disklerin membranlarına gömülmüşlerdir. Ropodpsin içerisinde ışığa duyalı olan retinal isimli bir molekül yer alır. Bu disklerin dış membranlarında cGMP bağlantılı Na kanalları bulunur. Siklik GMP bağlı haldeyken bu kanlar açıktır ve Na membran içerisine girebilir ve hücre membranını polarize eder. Rodopsine'e bir ışık fotonu çarptığı zaman, retinalın konformasyonel değişikliği rodopsini aktive eder. Aktif rodopsin ise transdusin isimli bir G proteini bağlar ve aktive eder, aktif transdusin ise membran bağlı başka bir protein olan cGMP-fosfodiesteraz'ı aktive eder. cGMP-fosfodiesteraz siklik halde bulunan cGMP moleküllerini non siklik hali olan 5'-GMP haline dönüştürür. Böylece ortamda cGMP azalır ve cGMP bağlantılı Na kanalları kapanır. Na hücreye artık giremediği için membranda bir hiperpolarizasyon oluşur. Bu hiperpolarizasyonda hücre membranından sinapsına, bipolar hücrelere ve dah yüksek görme merkezlerine ulaşır.

Makula Lutea ve Fovea Santralis:
Makula Lutea, optik diskin 3 mm lateralinde oval sarımsı renkli bir alandır. Sarı rengi içerdiği ksantofil pigmenti nedeniyledir.
Fovea Santralis, makula lutea merkezinde hafif deprese bir alandır ve 1.5 mm çapındadır. Bu depresyonunu yamaçları clivus ve ortası da foveola olarak adlandırılır. Merkezde yalnızca fotoreseptör hücreleri yer alır, burada ganglion hücreleri ya da kan damarları yoktur. Koniler burada en yoğundur yaklaşık 147.000/mm 2

Optik Sinir:
Makulanın 3 mm medialindedir, 1.5 mm çapındadır ortası hafif depresedir, buradan santral retinal arter ve santral retinal ven göze girerler. Ganglion hücre aksonlarının toplanarak gözü lamina kribrozadan terk ettiği yerdir.