GİRİŞ
Görme gibi hassas bir işlevi üstlenen gözlerimiz, kafatasımızda yer alan orbita denilen armut şeklindeki göz çukurlarımızda yer alır. Aslında yaklaşık 22 mm yarıçapında bir küre olan gözlerimizin çok az bir kısmı görünür haldedir. Göz küresi, göz çukurunun kemik kenarları tarafından çevrelenmektedir. Göz kapakları, kirpikler, göz kırpma refleksi ve göz yaşı salgısı, gözümüzü dış etkenlere karşı korur. Örneğin, gözlerimizi sıkı sıkı kapadığımızda, gözlerin dışarıdan zorla açılması neredeyse imkansızdır. Göz dış ortamdan yansıyan ışığı, tıpkı bir fotoğraf makinasında olduğu gibi odaklar. Fotoğraf makinasında, dış ortamdan yansıyan ışık, objektif denilen bir mercekler düzeneği sayesinde, ışığa karşı hassas bir yüzey olan fotoğraf filmi üzerine düşer. Gözde de ışığın odaklanması kornea ve lens tarafından yapılır. Görünür ışık, kornea ve lens tarafından, ışığı algılamak için özelleşmiş fotoreseptör hücreler ve yardımcı hücrelerden oluşmuş retinaya (ağtabakaya) odaklanır. Retina bir bakıma fotoğraf makinasındaki filme benzetilebilir. Dış dünyanın küçültülmüş bir yansıması bir sinema perdesine yansıtıldığı gibi sürekli olarak retinaya yansıtılmaktadır. Görme işlemi retinada son bulmaz. Burada ışık algılayacı fotoreseptör hücreler ışığı dalga boyuna yani rengine ve şiddetine uygun elektrik sinyallerine dönüşür. Yaklaşık 1.2 milyon sinir lifinden oluşan optik sinir , bu elektrik sinyallerini beyindeki yorumlayıcı merkezlere taşır ve görme işlemi gerçekleşmiş olur. Burada kısaca sözü geçen yapılardan herhangi birisinde bozulma olduğunda, görme kalitesi bozulur veya tümüyle ortadan kalkabilir. Örneğin ışığı odaklayan lens yaşa bağlı olarak saydamlığını yitirdiğinde katarakt denilen durum ortaya çıkar ve kataraktın derecesine göre görme bozukluğu meydana getirir.